9 Kasım 2014 Pazar

Ekonomik Sürüş Teknikleri ve Yakıt Ekonomisi / II

Basit Ekonomik Sürüş Teknikleri:


İlk yazımızda bahsettiğimiz üzere yakıt güvenliği denildiğinde akla sadece yakıt deposundan yakıt çalınması gelmemeli. Aracın yakıt ekonomisine uygun kullanılması da yakıt güvenliği konusunun bir alt başlığıdır.

Basit ve İleri Ekonomik Sürüş Teknikleri olarak iki başlık altında inceleyeceğimizi belirttiğimiz Ekonomik Sürüş Teknikleri'nden Basit Ekonomik Sürüş Teknikleri'nin olmazsa olmazı 10 başlık aşağıdaki gibidir.


1.Bakım:

Araç bakımının sürüş ekonomisi açısından üç noktası çok önemlidir.  Lastik basıncı, teker açıları (kamber, kaster ve toe açıları) ve kinematik viskozitesi düşük motor yağı kullanılması. Lastiklerin önerilen maksimum basınçta olması, daha az enerjinin yuvarlanma direncine harcanacağı anlamına gelmektedir ki bu da yakıt tasarrufunu beraberinde getirecektir. Yeterli basınçta olmayan tekerler daha yüksek seviyede yuvarlanma direncine sahip olacaktır. Yaklaşık olarak önerilen lastik basıncından eksik olan her 1 psi için yuvarlanma direnci yaklaşık %1.4 daha fazla olmaktadır. Bu sebeple araç takip sistemleri ile uyumlu lastik basınç kontrol sistemleri özellikle filo sahibi firmalar için araçların tüm lastik basınçlarının izlenmesinde gerek yakıt ekonomisi, gerek sürüş güvenliği ve gerekse lastik maliyetlerinin optimize edilmesi noktasında faydalı olacaktır.

Diğer taraftan aracın motor bakımı da bu noktada önemlidir. Hava filtresi, enjektör gibi ekipmanların bakımlarının yapılması, araç elektronik kontrol ünitesi -ECU- yazılımının güncel olması, araç üzerindeki sensörlerin, özellikle oksijen sensörünün kalibrasyonunun yapılması yakıt ekonomisi noktasında ciddi öneme sahiptir. Diğer önemli, fakat üzerinde çok fazla durulmayan bir nokta ise yakıt buharlaşmasıdır. Bu sebeple yakıt tanıkının sıkıca kapanmış olması ve araç park edilirken yakıt tankının gölgede kalacak şekilde park edilmesi önemlidir.



2. Ağırlığın Azaltılması ve Araç Aerodinamiği:

Araç ağırlık optimizasyonu yakıt tüketimi ile birebir ilişkilidir. Ağır vasıtalar doğaları gereği yüksek yükler altında çalışmak için üretiliyor olsalar da her fazla kilogram, yakıt sarfiyatı olarak karşımıza çıkmaktadır. Diğer taraftan aracın aerodinamik sürekliliğini bozacak spoiler, rüzgarlık, çamurluk vb. kullanılması da yakıt tüketimini arttıran etmenler arasındadır. Burada gözardı edilmemesi gereken nokta yüklemenin dengeli gerçekleştirilmesi, gerek ağırlık merkezinin doğru noktada olması, gerekse açık yüklemelerde aracın aerodinamik sürekliliğinin korunması açısından önemlidir. Yurtdışında aracın aerodinamik olarak iyileştirilmesi için faydalı ve yenilikçi uygulamalar bulunmakta ve ülkemizde de söz konusu uygulamayı bilinçli yapmaya başlayan firmalar gelişmeye başlamaktadır.
Araç aerodinamiği ve ağırlığı ile ilgili dikkat edilmesi gereken bir diğer noktada da doğru trailer seçimidir. Aerodinamik optimizasyonu olmayan, gereksiz ağırlaştırılmış amatör trailerler de yakıt sarfiyatını arttırmaktadır.


3. Araç Hızı:

Araç hızı yakıt sarfiyatı için önemli bir noktadır. Optimum verim dur-kalk yapmaksızın, aracı boğmadan, en yüksek viteste seyrederek gerçekleşmektedir. Optimum hız araç cinsine ve yüküne göre değişmekle birlikte genellikle 56km/h'in üzerinde olması tavsiye edilmektedir. Amerikan Yakıt Ekonomi Rehberi'ne göre genel bir araç için optimum değer ise 80km/h ile 89km/h arasındadır. Muhakkak ki yol şartları ve trafik durumu yine yakıt tüketimini etkileyen faktörlerdir, fakat alternatif yollar kullanılarak mümkün olduğunca trafikten uzakta seyretmek yakıt ekonomisini arttıracak bir diğer faktördür. Araştırmalar göstermiştir ki doğru sürüş teknikleri ile yakıttan %5 ve üzerinde tasarruf sağlanabilmektedir.


4. Vites Seçimi:

Motor verimi hız ve torka bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Sabit hızda seyrederken araç ekstra bir kuvvete ihtiyaç duymamaktadır; daha doğrusu motor seyredilen hızda hareketi sağlamak için ekstra bir efor sarfetmemektedir. Manuel vitesli araçlar sürücüye aracın güç aralığında çok farklı noktalarda seyretme imkanı tanımakta ve yol-yük-araç karakteristiğinde kontrol tamamen sürücüde olmaktadır. Örneğin turbo dizel motor sahip bir araçta vitesin gereğinden fazla düşürülmesi, motor devrinin düşük tork bölgesinde çok fazla artmasına sebep olmakta ve bu da yakıt verimsizliğini arttırmaktadır. Böylelikle denebilir ki en fazla yakıt ekonomisi, en yüksek viteste gerçekleşir. 


5. Hızlanma ve Yavaşlama

Yakıt verimliliği araca göre değişiklik göstermektedir. Hızlanma esnasındaki yakıt verimliliği genellikle azami tork seviyesine kadar yakıt verimliliği bir noktaya kadar motor devri ile birlikte artmaktadır. Fakat bununla birlikte, yolda ne olduğunu öngörmeksizin çabuk bir şekilde hızlanmak fren ihtiyacını doğurabilir ki bu da yakıt verimsizliğinin sebeplerinden biridir. Uzmanlar yakıt verimliliği açısından çabuk bir şekilde fakat düzgünce hızlanmayı önermektedir.

Genellikle yakıt ekonomisi ani hızlanma ve frenlemenin minimum olduğu noktada en yüksek seviyelere çıkmaktadır. Yani ekonomik bir sürüş için öngörülü davranıp, yolun akışını izleyerek aracı kullanmak ve bu sayede ani hızlanma ve yavaşlamalardan kaçınarak stabil bir seyir izlemek olmazsa olmazdır. 

Bazı durumlarda ise frenleme ihtiyacı önceden kestirilemeyebilmekte ve sürücünün aniden yavaşlaması yada aracı durdurması gerekebilmektedir. Yüksek hızlarda seyretmek, yavaşlama ihtiyacı olduğunda aracı fren kullanmaksızın, düzgün bir şekilde yavaşlatmayı imkansız kılar. Diğer taraftan yüksek hızlarda aracın kinetik enerjisi de büyük olacağından tüm bu enerji frenleme ile kaybedilmiş olunur. Orta hızlarda ise bu durum daha farklıdır, aracı durdurmak veya yavaşlatmak için sürücünün daha fazla zamanı olacağından bu işlem daha düzgün bir şekilde gerçekleştirilebilir ki bu da yakıt ekonomisi için önemli bir unsurdur.

Diğer taraftan orta hızlarda seyretmek özellikle sürücülere trafik ışıkları zamanlaması konusunda avantaj sağlamaktadır. Örneğin kırmızı ışığa yaklaşırken sürücü yavaşlamak için gaz pedalından ayağını çekerek aracın kendiliğinden yavaşlamasını sağlayıp ışığa yaklaştığında freni kullanabilir. Aynı durum trafik ışığı yeşile dönerken de uygulanabilir. Özellikle zaman sayacının olduğu trafik ışıklarında araç ışığa yaklaşırken bunu gözlemleyerek aracı yeşile kalan süreyi de öngörerek aracı yavaşlatmak ve ışık yeşile döndükten sonra trafik ışığına gelecek şekilde hızı ayarlamak en mantıklısı olacaktır. Çünkü bu durum ani frenleme ve dur-kalkı önleyerek yakıt ekonomisine katkı yapacaktır.


6. Cazibeyle Seyir:

Özellikle yokuş aşağı seyrin olduğu yollarda aracın kendi cazibesiyle seyretmesine imkan tanımak yakıt ekonomisi açısından önemlidir. Fakat bunu yaparken de ülkemizde yaygın bir kanı olan vitesi boşa atıp ilerlemek yakıt ekonomisi açısından son derece yanlış ve sürüş güvenliği açısından da riskli bir durumdur.Öncelikle yakıt ekonomisi açısından incelendiğinde vites boşta olduğu zaman motor ile tekerlerin ilişkisi kesilmekte ve tabiri caizse tekerler avare bir şekilde dönmeye devam etmektedir. Bu durum da motor rölantide kalmakta ve yakıt tüketmeye devam etmektedir. Bu noktada uygulanması gereken; aracın, hıza uygun viteste tutulup gaz pedalından ayağın çekilmesidir. Özellikle yeni nesil birçok araçta ECU -elektronik kontrol ünitesi (Aracın beyni)- araç viteste olduğunda gaz pedalına basılmadığı sürece yakıt pompasının silindirlere yakıt göndermesini engellemektedir. Yani bu durumda (Aracın viteste olup, gaza basılmadığı durumda) tekerler dönerek motoru tahrik etmektedir. Hatta anlık yakıt tüketimini izlemeye olanak sağlayan birçok araçta bu durum denediğinde yol bilgisayarının yakıt tüketiminin sıfır olacağı görülecektir. Diğer taraftan vitesin boşta olduğu durumda kavrama açık vaziyette olacağından araç virajlarda savrulmaya son derece açıktır ki bu da ciddi bir güvenlik riskini beraberinde getirmektedir.

Özetle denebilir ki seyir halinde vitesi boşa alarak teker-motor bağlantısını kesmek hem yakıt tüketimi hem de seyir güvenliği açısından son derece riskli ve yanlış bir eylem olacaktır. Bu durumla ilgili enteresan bir nokta ise Amerika'nın Maine eyaletinde yayınlanan "Maine Revised Statutes Title 29-A, Chapter 29-A" isimli yayının 2064. Sayfasında operatörlerin yokuş aşağı giderken vitesi boşa almaları yasaklanmıştır.


7. Öngörülü Sürüş:

Seyir halinde araçlar birbiriyle etkileşim halinde ilerlemektedir. Trafikte gerçekleşen ani hareketler diğer sürücülerin hızlı aksiyon almalarına ve bunun da silsile yoluyla tüm trafiğe yayılmasına sebep olmaktadır. Özellikle ülkemizde akan trafikte aniden durma, sinyal vermeden sapma, güvenli takip mesafesini koruyan araçların önüne girme gibi durumlar maalesef ki sıklıkla yaşanmaktadır. Bu da hem seyir güvenliğini tehlikeye atmakta, hem de yakıt ekonomisini negatif yönde etkilemektedir. Bu sebeple gerek güvenlik, gerekse yakıt ekonomisi açısından seyir esnasında bu tür hareketlerden kaçınmak faydalı olacaktır.


8. Ek Kayıpları Minimize Etmek:

Klima kullanılırken aracın mevcut hızını koruması için 5HP (3.7kW)'a kadar ekstra güç ihtiyacı olabilmektedir. Amerikan Ulusal Enerji Laboratuvarı 2000 yılında yaptığı bir araştırmada 5lt/100km tüketime sahip konvansiyonel bir motor üzerindeki 400 W'lık bir yükün, yakıt tüketimini 0.1lt/100km arttırdığını öngörmüştür. Diğer taraftan klimanın aç/kapa şeklinde ve tam yükte çalıştırılmasından ziyade düzgün bir rejimde çalıştırılması daha mantıklı olacaktır, klimaya alternatif olarak özellikle sıcak havalarda camların açılması da bir yöntemdir, fakat camlar açıldığında hava sürtünmesi artacağından, bu yöntemle beklenildiği kadar bir verim artışı elde edilemeyebilir. Diğer taraftan soğuk havalarda kalorifer sisteminin çalıştırılması da motorun çalışma sıcaklığının düşmesine neden olmaktadır. Bu da araçlarda yakıtın yakılması için silindire verilecek havanın azalmasına sebep olabilmekte, yani yakılabilecekten daha fazla yakıtın silindir içerisine alınarak,
yanmadan dışarı atılmasına sebep olabilmektedir.


9.Rölanti Zamanını Azaltmak:

Dur-kalk şekilde araç kullanmak hem yakıt açısından verimsizdir, hem de hava kirliliğine sabit hızla hareket eden bir araca oranla daha fazla sebep olmaktadır. Bu sebeple trafiğin olmadığı saatlerde yada güzergahlarda aracın kullanılması yakıt verimliliğini arttıracaktır. Daha doğru ifade etmek gerekirse trafik yoğunluğuna bağlı olarak bazen daha uzun fakat akıcı bir yol, trafiğin olduğu kısa bir yoldan daha ekonomik olabilir. Çok az süreliğine bile olsa motoru kapatmak rölantide beklemesinden daha ekonomik olacaktır. Hatta araç üreticilerinden birçoğu otomatik start/stop özelliği olan, yakıt ekonomisi tarafından kuvvetli araçlar üretmektedir. Bu sebeple,

  • aracı boşa atmadan, mümkün olan en uzun süre viteste seyretmek,
  • rölanti yerine ise motoru stop etmek,
herzaman daha mantıklı olacaktır. Bu noktada özellikle filo sahibi firmalar düşünüldüğünde kısaltılmış rölanti zamanları daha da önemlidir. Günümüzde araç takip sistemleri motorun ne kadar süre rölantide kaldığını hesaplayabilmektedir. Bu sebeple araç takip sisteminin bu noktada faydaları yadsınamaz bir gerçektir. Diğer taraftan CANBus özelliğine sahip araç takip sistemleri ise rölanti esnasındaki yakıt tüketimini de vereceğinden kullanılmasında fayda vardır.


10. Yakıt Tipi:

Yakıt tipi yakıt ekonomisi konusundaki en önemli noktalardan biridir. Bu noktayı benzin ve dizel motora sahip araçlara göre ayrı ayrı irdeleyeceğiz fakat ülkemizin gerçeği olan, özellikle ağır vasıtalarda dizel yakıtı yerine kullanılan yağların da ne denli zararlı ve verimsiz olduğunu da açıklayıp detayını başka bir yazımızda vereceğiz.

Oktan Sayısı, benzinin vuruntu kalitesini ortaya koyan bir sayıdır. Fakat bunu benzinin kalitesiymiş gibi aktarmak doğru olmaz. Hatırlanacağı üzere farklı akaryakıt üreticileri zaman zaman farklı reklam kampanyalarıyla tüketici nezdinde böyle bir algının oluşmasına sebep olmaktadır.

Peki vuruntu kalitesi, yada vuruntu nedir? Vuruntu, benzinli araçlarda yakıt-hava karışımının sıkıştırılması esnasında piston üst ölü noktaya ulaşmadan yakıtın tutuşması anlamına gelmektedir. Yani piston krank hareketiyle birlikte yukarıya doğru hareketine devam ederken, tutuşmanın başlamasıyla aşağı harekete zorlanır. Bu da tutuşma neticesinde elde edilecek enerjinin bir kısmının yok olmasına sebep olur. Bu durum piston yüzeyinin aşınmasına ve zamanla pistonun zarar görmesine sebep olur. Sürücülerin vuruntuyu algılaması çok kolay olmamakla birlikte benzinli motorlarda motor vuruntuya girdiğinde duyulan ses genellikle "motor çınlıyor" diye ifade edilir.

Yüksek oktan sayısına sahip yakıtların yanması daha yavaş gerçekleşir ve düşük oktan sayısına sahip yakıtlara oranla yüksek basınç altında daha zor tutuşur. Bu da motorun vuruntuya girmesini engelleyici bir durumdur. Fakat burada unutmamak lazım ki motor tasarım kriterlerinden en önemlisi olan yakıt cinsini önemlidir, motor hangi oktan sayısına sahip yakıt için tasarlandıysa o yakıtı kullanmak en doğrusu olacaktır çünkü motorun, sıkıştırma oranı gibi birçok önemli parametresi oktan sayısı vb. gözönüne alınarak hesaplanır. Diğer taraftan düşük oktan sayılı yakıtla çalışmak üzere tasarlanmış bir Otto motoruna yüksek oktan sayılı bir yakıt konulması bu noktada herhangi bir fayda sağlamayacak, aksine yüksek oktan sayılı yakıt daha pahalı olduğundan gereksiz maliyet oluşmuş olacaktır. Son olarak belirtmek lazım ki günümüz araçlarında vuruntu sensörü standart bir özellik halini almıştır ve araç motorun vuruntuya girip girmediğini algılamakta ve vuruntu varsa bunu ortadan kaldıracak şekilde motoru yönetmektedir. Bu sebeple yakıt verimliliği açısından daha yüksek oktanlı bir yakıt alındığında motorun daha verimli çalışacağı çok doğru bir bilgi değildir.

Setan Sayısı, oktanın dizeldeki karşılığıdır. Dizel yakıtının tutuşabilirliğini ortaya koyan bir değerdir. Benzin motorlarındakinin aksine tüm dizel motorlarda yüksek setan sayısına sahip yakıtların verimi arttırdığını söylemek mümkündür. Çünkü benzin motorlarında ateşleme buji ile yapılırken dizel motorlarda ateşleme püskürtme neticesinde kendiliğinden olmaktadır. Sadece çok yüksek hacime sahip dizel motorlarında yanmanın daha yavaş olması istenildiğinde düşük setan sayılı yakıtlar tercih edilmektedir. Bu sebeple denebilir ki yüksek setan sayısına sahip yakıt kullanmak dizel motorlar için yakıt verimliliğini arttırıcı bir davranış olacaktır. Burada kestirilmesi gereken nokta yüksek setan sayısına sahip yakıtın maliyetinin bunu karşılayıp karşılamayacağıdır.

Son olarak yurdumuzun gerçeği olan yakıt olarak yağ kullanımına da değinmekte fayda olacaktır. Halk arasında adı 10 numara yağ olarak geçen, kimyasal olarak tam bir açıklaması bulunmayan farklı hidrolik ve motor yağlarının karışımından oluşan düşük viskoziteli -akışkan- yağlar, farklı kimyasallarla karıştırılarak yakıt olarak maalesef ki kullanılmaktadır. Bu her açıdan yanlış bir uygulamadır, şöyle ki dizel yakıtı yanabilen bir yakıt değilken 10 numara yağ parlayabilen bir kimyasaldır ve zaman zaman ulusal basında karşımıza çıkan araç yangınlarına sebeptir. 10 numara yağ kısa vadede fayda sağlıyor gibi gözükse de esasen araca ciddi anlamda zararlar vermekte, orta ve uzun vadede aracın ömrünü ciddi seviyede kısaltmaktadır. Diğer taraftan çevreye verdiği zararlar ise inanılmaz derecede ciddidir. Bu sebeple aklı selim hiçbir araç sahibinin deposundan içeri sokmaması gereken bir kimyasaldır.


Genel olarak basit ekonomik sürüş teknikleri yukarıda saydığımız 10 maddede sıralanabilir. Gelecek yazımızda ileri ekonomik sürüş teknikleri ile ilgili bilgilendirmede bulunacağız.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder